değiştim, aynıyım…

 

cropped-img_1277.jpg

 

Geçtiğimiz cumartesi gecesi bir arkadaşımın doğum günü partisine gidince bir süredir görüşmediğim eski tanıdıklarla karşılaştım. Ay hiç değişmemişsin hep aynısın yorumlarını duymaktan memnun olmama rağmen  ay yok yahu dedim, değiştim ben aslında. Doğum gününün sahibi arkadaşım o zamanlar Kasandra diye isim takmıştı bana. Her şeyi dert ederdim. Hep gergin ve endişeliydim. Artık o huzursuz, mutsuz kız değilim. Rahatladım ben.  Hafifledim.

Sabaha dersimin oluşunu bahane edip erkenden eve  kaçarken baktım kapıda yine o eski tanıdıklar toplanmışlar, sigara içiyorlar. Hatta aralarına yeni dostlar katılmış. Yahu nereye, daha yeni geldik, saat kaç daha derken aralarından biri laf attı: E hani değişmiştin?  Eskiden de uçuş var der erkenden  kaçardın sen…. değiştiğin falan yok senin…

değiştim…aynıyım…değiştim…aynıyım….

 

Böyle bir yazı yazmaya niyetim yoktu aslında. Defne hocanın sorduğu bir sorunun  altına cevap olarak yazdığım paragraf, nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde yok oluverince, oraya değil buraya yazayım bari bu sefer dedim.

Ben hocadan “hayatım değişti”nin problemli bir cümle oluşuyla ilgili biraz daha yazmasını istemiştim. O da bana dedi ki :

”Yazalım. Beraber düşünelim hatta. Senin için ne demek hayat? Nasıl değişir hayat? Değişir mi gerçekten? Günlerin akışı mıdır hayat? Yoksa zihniyet midir?”

Bunlar cevaplaması zor sorular. Hayatım dediğim şey nedir? Kendimi Fatma olarak bildiğim ilk zamandan bu ana kadar olan şeydir hayatım desem kestirip atmış mı olacağım. Ya ondan evveli. Ben kendimi  bilmeden evvel yok muydum sanki? Ben kendimi bilmezken beni  Fatma olarak bilen (hatta Fatma olarak etiketleyen) annem babam için vardım elbette. Hücrelerimde yazılı bilgilerin nesillerdir devrolunan bir hikayeyi anlattığına inanacak olursam, ben annemin, babamın ve onların atalarının içinde gizli bir ihtimal olarak hep vardım belki. Sonra ete kemiğe büründüm. Adıma Fatma dediler. İtiraz  edecek halim yoktu. Etrafıma bakıp öğrendim. Bu benim. Bunlar anam babamdır.  Hayatımız da budur.  Hayat ilk başta onların bana çizdikleri kadar idi. Onlar neye inanıyorlarsa ben de onlara inandım. Sonra yavaş yavaş içimden bir takım istekler ve bir isyan, bir huzursuzluk yükselmeye başladı…  Kendi hikayemi kendim yazmaya başladım.

Ben, çocuk yapmayacağıma göre benim hayatımın; hücrelerimin ve inançlarımın kodları bir başkasına aktarılmayacak. Ben benimle başlamamış olsam da (anlaşılan çocuk yapmazsam) benimle biteceğim.

Peki şimdi hafızamı kaybetsem yok mu olacağım. Belki de.

Haydi diyelim ki hayatım dediğim şeyin  ne olduğunu tarif etmeyi becerdim, onunla ne yapacağım kırk bir yaşıma basmaya bir ay kala hala büyük bir muamma benim için. Ne yapsam yetmiyor. O Kasandra’nın hayaleti midir, kendisi midir, kim ise artık, her yaptığıma dudak büküp burun kıvırıyor: Bu mu yani diyor? Bu kadar mı?

Benim neslimden olup da yarış atı gibi sınavdan sınava koşulan herkesin duyduğunu düşündüğüm bir kelime var: Kapasite. Annemden ve öğretmenlerimden duyduğum bu kapasite lafı bir lanet gibi yineleniyor kulaklarımda. Büyüklerim bende  kapasite görüyorlar ama işte ben bir türlü kapasitemi gerçekleştirmek için gereken şeyi yapamıyorum.

Hayat denilenin ne olduğunu tam olarak anlayamasam onu bir takım araçlar vesilesi ile yaşıyorum. Zaman ve  enerji bu araçlardan ikisi ve ben bunları paraya dönüştürdüğüm, sonrada o para ile hayatımı çekip çevirdiğim bir düzende var olabiliyorum (ya da buna inanıp kendimi bununla kısıtlıyorum) . Bu sabah feysbukta bir yoga kursu reklamı olarak  Joseph Campbell’in şu sözünü okudum: ”Bir kahraman yaşamını kendinden daha büyük bir bütüne sunabilen kişidir.” Uzun süredir aileme maddi olarak destek olmak zorunda olduğuma inanmış bir insan olarak düşündüm:  Benim için aile kendimden büyük müdür? Yaptığım kahramanlık mıdır? Ben hayatımı ne için harcıyorum? Neden bu kadar yorulup, ardışık geceleri uykusuz geçirip bu kadar zorluyorum kendimi. Üç kuruş para için mi? Çocuk yapmayacağım, tamam.  Peki var oluşumu anlamlı bir hale getirmek için yapmam gereken şeyi yapmaya ne zaman başlayacağım? Ben ne zaman değişeceğim?

Bir süredir değişmekten bahsetmek pek hoşuma gitmemeye başladı. Değişmeyi sevgi için bir takas aracı olarak kullanmamak için dikkat ediyorum diyelim. Son zamanlarda değişme isteğim bir başkasına dönüşmekten ziyade olduğum halde rahatlayabilmek,  bu Fatma’nın içinde rahat  ve huzurlu, kendi ya da başkası ile kavga etmeyen bir varoluş aşamasına gelebilmeye dönüştü.  Zaten hocanın ”hayatım değişti problemli bir cümle” lafının üzerine atlayışım da bu yüzden galiba. Anlamaya çalışıyorum.

Bununla birlikte sabit kalmak gibi bir arzum da yok . Değişiyorum elbette, mesela  yoga yapmaya başladığımdan beri, Defne hocanın da söylediği gibi, zihnim dönüşüyor. Hava değişiyor, gökyüzü değişiyor, hormonlarım değişiyor; değişmemek elde değil, bu dünyanın doğası değişmek. Değişmeye varım ama bunu kendimi ya da başkasını sevmenin ya da kabul etmenin koşulu haline getireceksem olmaz olsun öyle değişim diye atarlanıyorum işte kendi kendime.

Ama bazen; yogam sadece bir takım nefes ve  hareketleri çalıştığım bir alan olmakla kalmadığında,  beni bana ve insanlığa bağlayan gerçek bir yoga halini deneyimleyebildiğim zamanlarda bütün bu değişen şeylerin gerisinde ve derininde değişmeyen o öz ile kısacık karşılaşmalar yaşıyorum. Çok kısa, anlık, tadımlık. O zaman işte zaten bütün istekler, arzular, kavgalar artık neler  vardıysa onlar… altlarından zemin kaymış gibi dağılıveriyorlar zihnimin boşluğunda. O’nun huzurunda koşullar yok oluyorlar. O zamanlarda yoganın neden herkese bu kadar iyi geldiğini anladığımı düşünüyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s