bu ne sevgi ahh, bu ne ızdırap…

 

 

fullsizeoutput_6be.jpeg

Kış gelsem mi gelmesem mi diye oyalanadursun benim kış iznimin vakti geldi çattı nihayet. Dün bir, bugün iki: izindeyim. Ta yılbaşına kadar canımın istemediği hiç bir saatte yatmak ya da kalkmak zorunda değilim. Her gece onda yatabilir her sabah altıda kalkabilir, en sevdiğim saatleri doya doya yaşayabilirim. Her gün, hatta istersem günde iki kere yoga yapabilirim. Her gün kendi pişirdiğim yemekleri yiyebilir, topuklu ayakkabıları sadece canım isterse giyebilir ya da makyajı yalnızca içimden geldiği için yapabilirim. Canım bir uçağa binmek istemedikçe binmeyebilir, binersem de yolcu olmanın tadını çıkartmaya çalışabilirim. Çalışırım da başarır mıyım onu bilemiyorum zira hostes olmak yolcu olmaktan çok daha eğlenceli bence 🙂 Neyse…

Son beş senedir her izinimin ilk günü bir uçağa atlayıp Tayland’a giderdim ben. İznin son gününe kadar kalır, sonra da aklımın yarısını orada bırakıp eve dönerdim.  Bu sene de öyle olacaktı, derken oradaki hocam kursumuzu iptal ediverdi. Çok alındım bu iptale. İçimden ve dışımdan hocaya çok laf ettim; kızdım, üzüldüm. Kafamda bir formül vardı çünkü. Biz bir anlaşma yapmıştık.  Çok değil daha on beş ay evvel ne zaman istersen istediğin kursu açarım diyen kendisi değil miydi? Ben de erkenden ona izin tarihimi söylemiş miydim? Elbette, daha on beş ay evvelinden söylemiştim. Aralıkta orada olacaktım, istediğim kursu yapacaktık, Christmas’ı birlikte geçirecektik. Suzy’nin bahçesinde toplaşıp fotoğraflar çekilecektik. Böyle minnoş minnoş; pembeli, morlu, kalpli bir tatil yapıp dönecektim. Ben onu seviyordum, o da beni daha da sevecekti… sonra işte bir mesaj attı. İçinde ne pembe ne mor kalpler ve hatta  ne de sevecen bir hitap bile olmayan bir mesaj (şimdi baktım da yanılmışım, mesajın sonunda kırmızı bir kalp varmış, meh!).  Senden başka kimse yazılmadığı için, programımı gözden geçirince diye devam eden metinde benim tek okuyabildiğim yazılı olmayan üç kelimeden ibaretti: ARTIK SENİ SEVMİYORUM.  Çünkü beni sevse bir kişiye bile o kursu verir, vakti dar da olsa bir yere sıkıştırırdı.

Elbette hala oraya gidebilirdim. Kurs yapmasak da Panço’yu bol bol ve onu da kısa da olsa mutlaka  görebilirdim.  Başka bir sürü tanıdık, arkadaş edindim yıllardır orada. Onlarla vakit geçirebilirdim. Vize yok, kalacak yer ucuz. Yok, istemedim. Kurs hakkındaki  bir evvelki yazışmamızda sormuştu Beatrix  aslında, buraya sadece kurs için mi geliyorsun demişti.  O zaman evet diyememiştim.  İçimden evet’i duyduğum halde diyememiştim üstelik. Güya aman ayıp olmasın, yok o üzülmesin diye dememiştim ama asıl korumaya çalıştığım kendim idi elbette. Hep aynı hikaye: Aman beni sevsin de…

Ben kendimi sevmedikten sonra beni kimin sevdiğinin bir anlamı yok. Ben kendimi, en utandığım, gıcık olduğum hallerimi  sevemedikten sonra hep  bir başkasını bulacağım. Sonra o başkasının  yüzüne bakıp bakıp kendimi sevmeyen beni göreceğim. O başkasına hikayeler yazacağım. Önce çok seveceğim onu, sonra kızacağım. Zalim’im yapacağım onu. Ben  tabi ki hep mazlum olacağım.

Defne hoca şu yazısında kendimizi sevmeyi başkalarından öğrendiğimizi söylüyor ve ona canı gönülden katılıyorum. Sevmiyor mu Beatrix beni. Seviyordur herhalde fakat nihayetinde bu  benim kontrol edebileceğim bir şey değil. Üstelik benim için bu denli önemli olması da aslında hiç sağlıklı değil. Önemli olan benim o sevgiyle ne yaptığım. Ondan kendimi sevmeyi öğrenebilir miyim? Kendimi yalnızca o beni seviyor diye sevmeyi bırakabilir,  onun sevgisini sağlıksız egomun ”ürün yerleştirme”si  misali kullanmaktan vazgeçebilir miyim?  En derinime işlemiş olan ”ben sevilemem” inancımı bırakmaya razı olabilir miyim?

Bu seferki dersi almak için Beatrix’in yanına gitmem gerekmedi.

Cevap yazdım: üzüldüm ama seni anlıyorum dedim  Bu durumda ben de tatili evde geçirmeye karar verdim dedim. Yanıtlamadı.

Bu kurs iptal olmasaydı bu yolculuk benim Tayland’a ve Pantrix’e veda yolculuğum olacaktı aslında. Öyle düşünüyordum. Bir bir süredir başka bir kararın tohumunu taşıyorum ben içimde. Artık kaynaklarımı (enerjimi, paramı ve benim için en önemlisi de zamanımı)  yalnızca Shadow Yoga’da derinleşmek için harcamak üzere verdiğim kararın tohumu her sabah biraz daha büyüyor, besleniyor kalbimde. Defne hocamın ustasının karşısına çıkmak için bir heyecanı yeşertiyorum. İşin tuhafı daha hocam olmadan bana onları öğreten, peşinden oralara gittiğim, çok güzel insanlarla ama en kıymetlisi de kendimle tanıştığım bu yolu bana açan da Defne hoca idi.

Şimdi buraya yazdıkça daha da yumuşuyor kalbim.  Olana doğru yumuşuyor. Gerçek olana, olmakta olana karşı direncim yumuşuyor. Hiç bir kırgınlık taşımakla yorulmama gerek yok. Çok sevdiğim , çok şey öğrendiğim hocamla var olmayan bir kavganın küslüğü içinde mutsuz olmama gerek yok.  Hoşçakal yolculuğu da ne saçma fikirmiş, veda etmek için onca yolu gitmeye gerek yok ve aslında galiba veda etmeye de gerek yok. Veda etmediğime göre de canım tekrar isterse gidip çok sevdiğim bu insanaları görmeme engel de yok.

Şu anda var olanlar şunlar: İzindeyim, evimdeyim ve çok mutluyum.

 

 

bu ne sevgi ahh, bu ne ızdırap…” için 5 yorum

  1. Karikatüre çok güldüm bu arada. Ben de iptal edilen her programı göbek atarak karşılıyorum. Ama bu ne olursa böyle. O yüzden ben program iptal edince bozulan, üzülen insanları anlamam çok zor oluyor. Bunu şimdi yazdım ama sonra aklıma bir obsesiflik hikayem geldi. tam da senin yazdığın karakerlerle ilgili. Bir ara hatırlat anlatayım.

    1. Karikatür Newyorker’dan hocam. Hah aynı ben! deyip fotoğrafını çekmiştim. Ben de sizin gibi iptal olan her planı adeta kutluyorum. Hikayeyi çok merak ettim. Muhakkak hatırlatacağım 🙂

  2. Yazıyı okurken çok iyi tanıdığım birini dinlermis gibi hissettim. Yogini hostes kadınlar birbirine ne kadar benziyor? Ne acayip🧐

    1. 🙂 benzersiz bir iş yapıyor oluşumuz bizi birbirimize benzetiyor olmalı. ilkin şu ülkede hem hostes olup hem de yogini olan kaç kadınız diyecek oldum ama düşündüm de sayımız her geçen gün artmakta. size de meslektaşım arkadaşınıza da selamlar, sevgiler 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s