değiştim, aynıyım…

    Geçtiğimiz cumartesi gecesi bir arkadaşımın doğum günü partisine gidince bir süredir görüşmediğim eski tanıdıklarla karşılaştım. Ay hiç değişmemişsin hep aynısın yorumlarını duymaktan memnun olmama rağmen  ay yok yahu dedim, değiştim ben aslında. Doğum gününün sahibi arkadaşım o zamanlar Kasandra diye isim takmıştı bana. Her şeyi dert ederdim. Hep gergin ve endişeliydim. Artık o … Okumaya devam et değiştim, aynıyım…

bu ne sevgi ahh, bu ne ızdırap…

    Kış gelsem mi gelmesem mi diye oyalanadursun benim kış iznimin vakti geldi çattı nihayet. Dün bir, bugün iki: izindeyim. Ta yılbaşına kadar canımın istemediği hiç bir saatte yatmak ya da kalkmak zorunda değilim. Her gece onda yatabilir her sabah altıda kalkabilir, en sevdiğim saatleri doya doya yaşayabilirim. Her gün, hatta istersem günde iki … Okumaya devam et bu ne sevgi ahh, bu ne ızdırap…

nöbetçi yoginin sayıklamaları

 Pazar sabahı henüz beş buçuk bile değil. Sizin bu yazıyı kahvaltınızı çoktan bitirmiş, elinizde bir fincan kahve yağmurun tatlı tatlı vurduğu camın kenarında, üzerinize bir hırka giymekle koltuğun kenarındaki yerini çoktan almış olan battaniyeye uzanmak arasında kararsız kaldığınız bir anda okumakta olduğunuzu hayal ediyorum. Ben dün gece yarısından beri çalışıyorum. İşim uyanık kalmak ve beklemek. … Okumaya devam et nöbetçi yoginin sayıklamaları

şifreler çözülmeye başlarken…

Dün sabah 2018 yılı için tatillerimi planlama sabahıydı. Böyle söyleyince önümde takvim ne zamana istersem o zamana izin yazıyormuşum gibi oldu galiba. Halbuki durum pek öyle değil. Bana sunulan bir takım tarihler içinde bir tercih listesi yapmam gerekiyor. Şanslıysam bu tercihlerden birine planlıyor iznimi çalıştığım şirket. İşte dün sabah bilgisayarımda izin seçeneklerinin,  elimde ise 2018 … Okumaya devam et şifreler çözülmeye başlarken…

bana yolculuk deme n’olur…

Leros’ta karşıladığımız yeni ay ne ara bu kadar büyümüş diye düşünüyorum havalimanın girişinde ayla karşılaşınca. Ayın bir hali var hani; sanki başını merakla aşağı eğiyor biraz. İşte o zaman açısı sokak lambalarıyla aynı oluyor. Ben kafamı kaldırıp ona bakıyorum, o boynunu bükmüş bana bakıyor. Ay pardon sokak lambası sandım ben sizi diyorum kendisine. Gülümseşiyoruz. Bir … Okumaya devam et bana yolculuk deme n’olur…

Carmen, Gene, Eylül ve aramızdaki o şey’i kutlama yazısı

  Açık pencenin önüne çektiğim masada oturmuş size bunu yazarken esen rüzgardan ürperiyorum. Pencerenin öteki tarafında Carmen’in iyice kabarttığı tüyleri dalgalanıyor. Ne yaz ile ne kış ile bir derdim var şükür ama kalbimin asıl sahipleri baharlar. İlk, son ayırdetmeden seviyorum baharları. Galiba arada olmayı seviyorum, yazdan kışa, kıştan yaza geçerken, ne orada ne burada…in transit… … Okumaya devam et Carmen, Gene, Eylül ve aramızdaki o şey’i kutlama yazısı

güneşin güneşliği, benim aylığım…

  Güneş tutuldu diye ayılıp bayıldık ya, güneşin bir şey yaptığı yok farkındasınız değil mi? Güneş bildiğim kadarıyla durupduruyor öyle. Milyonlarca yıldır aşağı yukarı aynı yerde (çok çok yavaş bir dönüşü var kendi etrafında diyor kaynaklar), milyonlarca ışık yılı uzağımızda hem de, için için yanıp kavrulmaktan, dünya üzerindeki şu halimize baka baka adeta kendini tüketmekten … Okumaya devam et güneşin güneşliği, benim aylığım…